ANASAYFA
BİZ KİMİZ?
BİZİM HİKAYEMİZ
KATKIDA BULUNANLAR
İST.TIP FK. YENİDOĞAN
..... YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ
MİNİ SÖZLÜK
...
PREMATÜRELİK
* Yenidoğan dönemi ve prematürite
* Prematüre doğumun nedenleri
* Bebeğim ne kadar prematüre?
* En önemli doktor kontrolleri
* Prematüre bebeklerin takibi
......-Perinatal döneme ait bilgi
......-Büyümenin izlenmesi
......-Nörogelişimsel değerlendirme
......-İşitmenin değerlendirilmesi
* Prematüre bebeklerde beslenme
* Prematüre bebeklerde aşı
 
SAĞLIK SORUNLARI
* Görme Bozuklukları
......- Prematüre Retinopatisi(ROP)
......- PVL ve Görme Bozukluğu
....... (Serebral Görme Engellilik)
......- Serebral Görme Bozukluğu
.....- Serebral Görme Engellilikte
...... Erken Teşhis ve Hekimlik
* Solunum Problemleri
......- RDS(Resp. Distress Send.)
......- Kronik Akciğer Hastalığı
......- Apne
......- RSV(Res. Sins. Virüs Enf.)
* Sepsis
* Sarılık
* PDA (Patent Duktus Arteriosus)
* Nekrotizan Enterokolit
* Nörolojik Sorunlar
......- Nör.Sorunlara Genel Bakış
......- Kafaiçi Kanamalar
......- Periventriküler Lökomalazi
......- Hidrosefali
....
CEREBRAL PALSY/SPASTİSİTE
* CP nedir? Nedenleri nelerdir? İlk 6 ayda görülen bozukluklar nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?
* Normal Çocuğun Gelişimi
* CP'li Çocuğun Taşınması
* CP'li Çocuğun Bakımı
....
FİZİK TEDAVİ
* Vojta terapi yöntemi nedir?
....

GENEL BİLGİLER

* Yürüteç Kullanılmalı Mıdır?
* Anne Sütü ve Emzirme
* Fincanla Beslenme Yöntemi
 
LİNKLER
* Türkçe İçerikli Sağlık Siteleri
* Yabancı Prematüre Siteleri

UYARI!
www.prematurebebegim.biz web sayfalarındaki bilgileri hiçbir zaman doktorunuzun tıbbi deneyimi ile mukayese etmeyiniz. Her zaman doktorunuzun önerilerine uyunuz!


Tasarım Nükhet Demiray

 
* GİRİŞ SAYFAM YAP
* FAVORİLERİME EKLE
BİZİM HİKAYEMİZ
Adım Nükhet Demiray. 27 haftalıkken 1200 gr. ve 38 cm. doğan Caner'in annesiyim. Bizim hikayemiz biraz hüzünlü başlasa da halen mutlulukla devam etmekte...
...
6 Mayıs 1997 tarihinde 4 haftalık hamile olduğumu öğrendiğimde içim içime sığmamış, alt tarafı dokuz ay sonra anne olacağım diye bu dokuz aylık süreyi gözümde epeyce küçültmüştüm. Fakat bu süre sandığım gibi dokuz ay değil ancak 6.5 ay sürdü...
Bu süreçte 6 hafta 4 günlükken kalp atışlarını duyduk. 8 hafta 5 günlükken ani bir kanamam oldu. Neyseki bir sorun olmadı ve doktorum istirahat verdi. Birkaaç hafta sonra tekrar bir kanama oldu. Bu sefer doktorum eşime "uzaktan kumandanın düğmesine bile sen basacaksın" dedi. Yani ciddi bir istirahat verdi. İkinci kanamanın nedeni olarak plansetanın rahim ağzına yakın olmasını gösterdi doktorum. 16. haftaya kadar plasenta rahimden daha hızlı büyürmüş. Bu zamana kadar plasenta halen aşağıda durursa gebeliğin son 3 ayında hastada kanama tehlikesi oluşurmuş.
İlerleyen zaman içinde hiçbir sorun yaşamadım. Düzenli besleniyordum. İşten ayrılmıştım. Ev işlerini yapmıyordum. Bu konuda ailem bana çok yardımcı oluyordu.
Doktora gittiğimiz her randevuda bebeğimizin biraz daha şekillendiğini görmek çok mutluluk veriyordu. Biran önce doğsa dasevsk diye sabırsızlanıyorduk. 17. haftada 3'lü test yapıldı. Sonuçlar normal değerlerdeydi. 24 hafta 5 günlükken (16.09.1997) renkli doppler testi yapıldı. Sonuç: 25 haftalık, canlı, tekil, kalp atışı olan, doğumsal sakatlık izlenmeyen gebelik.
02.10.1997 tarihinde aylık kontrole gittiğimde doppler sonuçlarını gösterdim. Doktor da herşeyi normal buldu. Bu tarihte bebeğimin tartısı 882 gr. olarak tesbit edilmişti.
Bana verilen tam istirahati doktorum kendimi çok yormamam, ayakta fazla durmamam, fazla yürürmemem gibi koşullarla zaman içinde azaltmıştı.
7 Ekim 1997'de bebeğime birşeyler almak için arabayla alışverişe gittik. Puset, bebek çantası vs. aldık. Bu bebeğimiz için yaptığımız ilk alışverişti. Çok yorulmamıştım. Herşey yolundaydı. Ancak sabah saat 03.00 sıralarında uyandığımda kendimi kasılmış bir vaziyette buldum. Eşimi uyandırdım. Aralıklarla kasıklarımda sancıya benzer kasılmalar oluyordu. Bunların doğum sancısı olabileceğini hiç düşünmedim. Çünkü dayanılmayacak boyutta değildi. Ayaklarımı üşüttüğümü sanıyordum. Bebeğim de hareket ettiği için önemsemedim bu durumu. Sabahleyin çok küçük bir kanama oldu. Doktorum hemen hastaneye gelmemi istedi. Doktorum muayenesi sonucu rahim ağzının 8 cm. açık olduğunu belirtti. Ultrasonda bebeğimin ağırlığı 750 gr. çıkmıştı. Hamileliğimin 27. haftasındaydım. Doğumun başladığını, bu kadar erken ve düşük tartılı bir bebeğin yaşama şansı olmadığını öğrendiğimde yıkıldığımı söyleyebilirim.
Sonuçta benim bağırış çağırışlarımla doğum gerçekleşti. Epidural anestezi ile normal doğum oldu. Doğum tartısı 1200 gr., boy 38 cm., baş çevresi 26 cm., göğüs 23 cm. idi. Artık ben de anne olmuştum. Nasıl bir annelikti bu? Çocuğum yanımda değildi. Benden kilometrelerce uzakta başka bir hastanenin yoğun bakımında idi. Doğumdan bir gün sonra görebildim oğlumu. O anları fazlaca anlatmayacağım. Hikayemizin tüm detayları kitabımızda yer almakta.
Caner doğduktan 3 gün sonra beyin, akciğer ve mide kanamaları geçirdi. 3 ay yoğunbakımda kaldı. Doğduğunda kendi başına solunumu yoktu. Uzunca bir süre ventilatöre bağlı kaldı. Beyin kanaması evre III ve IV olarak gerçekleşmişti. Bu nedenle ilk dönemde yaşama şansını çok az buluyordu doktorlar. Fakat benim oğlum yaşama azmiyle herkesi şaşırttı. Özürlü olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu söylüyordu doktorlar. Biz de hastahane çıkışında bu durumu kabullenmiştik artık. Ona göre her türlü tetkikleri yapılacaktı. Bu durumu daha ortaya çıkmadan kabullenmek ne zor olmuştu. Çekilen MR'lar merakla o MR raporlarının bekleyişi... MR raporları da çok içacıcı gözükmüyordu. Corpus Callosum'u yarı yarıya ince çıkmıştı. İlk MR'da beyinde atrofiden bile bahsediliyordu ki o zmanki nörologumuz buna katılmamıştı. Ikinci MR'da atrofi çıkmadı neyseki. Ancak Periventriküler Lökomalazi vardı. En iyi haber beyin kanamasının beyine bir harabiyet vermemiş olmasıydı. Bu iyi habere öylesine sıkı tutunduk ki... Fakat Corpus Callosum düşündürüyordu. Beynin iki lobu arasındaki iletişimi sağlayan bir yapısı var. Zaman içinde kılıflanması yaşına uygun geliştiği için bir sorun çıkartmadı. Periventriküler Lökomalazi(PVL) ise spastisiteye neden oldu. Yutma, çiğneme fonksiyonları çok zor gelişti. Spastisite teşhisi daha MR'daki PVL tesbitinden önce konmuştu. Çocuk Doktorumuz erken teşhisiyle Caner'in belki de yaşamını değiştirdi. Caner düzeltilmiş yaşına göre 2 ayı bitince fizik tedaviye başlandı. Vojta terapisi Dr.Fzt.Deniz Daryal gözetiminde uygulandı. Evde de ben yaptırıyordum. Günde 4-5 saat çalışıyorduk. Böylece sıkıntılarla geçen bir yılda spastisiteyi yendik ve Caner düzeltilmiş yaşına göre 18 aylıkken ilk adımını attı...
Caner yoğun bakıma RDS (Respiratuar Distres Sendromu) teşhisi ile gitti. Ciddi solunum sorunu ve geçirdiği kanamaların haricinde sarılık, sepsis, PDA (Patent Ductus Arteriosus), ROP (Prematürelik retinopatisi), hidrosel gelişti.

Şu anda Caner gayet sağlıklı. Sadece akciğerdeki 6 lobdan birinde atelektazik alan mevcut. Bağışıklık sistemi biraz zayıf. O nedenle çok kolay orta kulak iltihabı, grip ya da üst ve alt solunum yolları enfeksiyonlarına maruz kalabiliyor. 5.5 yaşında (boy: 106 cm) yapılan kemik yaşı ölçümünde, kemik yaşı 38 ay çıktı. Ve biz Caner'in yavaş büyüyen bir çocuk olduğunu iyice kabullendik. Evet olması gereken boya erişkin döneminde ulaşacak, kısa boylu olmayacak ama biraz yavaş olacak. T3, T4 ve TSH testlerine göre troid fonksiyonları normal.

Oğlumuz Caner bizim canımızın içi. Henüz farkında değil ama varlığıyla pek çok aileye yardımcı olabildik. Varlığıyla ve yaşama azmiyle pek çok aileye moral verdi. Caner için en başlarda yaptığımız amatörce web sayfası artık prematüre bebek sağlığı bilgilerine erişebilecek bir web sayfası oldu. Çıkardığımız kitapla oğlumuzun yaşama azmini duyurduk ve aynı sorunlarla boğuşan ailelere ışık olmak istedik.
Caner'in kişisel web sayfası için : www.minikcaner.com
Sizlerin her türlü görüş ve önerileri bizler için çok çok değerli.

Sevgiyle, sağlıcakla ve dostça kalın.

Nükhet Demiray
iletisim@prematurebebegim.biz