|
Beni
hastaneye yetiştirdiklerinde 1.5 lt kan kaybetmiştim
ve şuurum kapanmak üzereydi. Her şeyi hatırlayamıyorum.
Hatırladıklarım yalnızca doktorların oğlumun yaşamıyor
olabileceğine dair konuşmaları ve ameliyathanedeki insanların
panikleri. Kendime geldiğimde yoğun bakım’ daydim ve
ilk sorduğum oğlumun hayatta olup olmadığı idi. Yaşıyordu!
Hastanede yattığım süre ve sonrasında hiç bedensel acı
hissetmedim. Yalnızca oğlumu kuvözde ilk gördüğümde
ve sonrasında korkunç acılar çektim. Minicik vücudunda
takılan her kablo sanki bende takılıydı. Sanki ben nefes
almakta zorlanıyordum. Onu hastanede her görüşümde aynı
acıları hissettim. Halen hatırladığımda boğazım düğümleniyor.
31
temmuz 2001 de Artun hastaneden taburcu oldu. Hala çok
minicikti. 1680 gr. Ne gece ne gündüz hiç uyumadım.
Hep başının ucunda oturdum. Hep nefes alırken problem
yaşar mı acaba diye. Artun hastaneden taburcu olduktan
sonra neredeyse hiç sağlık problemi olmadı. Taa ki 31
temmuzdan 3 hafta sonrasına kadar. Doğumdan sonra ilk
yapılan göz muayenesi normaldi. Fakat 2. Muayenede Artun’
un her iki gözünde de problem olduğu ve en geç 3 gün
içinde ameliyat olması, sonucunun da en erken 2 hafta
sonra alınabileceği söylendi. Ertesi gün oğluma narkoz
verilmişti ve 50 dakika sürecek olan bir göz ameliyatı
geçirecekti. 50 dakika bana 50 asır gibi uzun geldi.
Ameliyathaneden çıkan göz doktorumuz ameliyatın başarılı
geçtiğini, Artun’ un görüp göremeyeceğini ise 2 hafta
sonra anlayabileceğimizi ve ameliyat sırasında morarma
|