|
|
| .... |
|
CEREBRAL
PALSY/SPASTİSİTE
|
|
|
| .... |
| FİZİK
TEDAVİ |
|
|
|
UYARI!
|
|
www.prematurebebegim.biz
web sayfalarındaki bilgileri hiçbir zaman doktorunuzun tıbbi deneyimi
ile mukayese etmeyiniz. Her zaman doktorunuzun önerilerine uyunuz!
|
|
|
|
|
|
|
|
CEM
- ALİ ÜNAL
|
| . |
| Cem
ve Ali Ünal 8.4.1996 tarihinde 31-32 haftalık, 1720 gr.
ve 1580 gr. olarak doğmuşlar. Gonca Hanım'ın hikayesinden
çıkarılacak çok ders var. Paylaştığınız için çok teşekkür
ediyorum Gonca Hanım... |
|
| Gonca
Hanım'a, üçlü takımı ve tüm ailesi ile birlikte sağlık
ve mutluluklar diliyorum.... 01.09.2001 |
| ______________________________________ |
| Gonca
Ünal, 1966 Bursa doğumlu. Boğaziçi Ün. Tük Dili ve Edb.
mezunu. 8 yıldır eşi ile birlikte masaüstü yayıncılık
alanında kendi şirketinde çalışmakta. |
|
 |
Ben
de yaşadığım olayları sizlerle paylaşmak istiyorum. Cem
ve Ali Ünal 8.4.1996 tarihinde 31-32 haftalık olarak dekolman
plasenta denilen
bebeklerin erken plasentadan ayrılması neticesinde doğan
ikiz çocuklarımızdır. Bizim hikayemizin farklı yanı doğumlarının
gebeliğimi takip eden doktor tarafından değil de başka
doktorlar ve hastanede gerçekleşmiş olmasıdır. |
| Hemen
hemen her ikiz gebeliğinde olduğu gibi ben de miyomum
olması nedeniyle artı zorluklar yaşayarak ve tabii son
aylarda istirahat ederek 31-32 haftaya kadar geldim. 7.4.1996
gecesi dayanılmaz ağrılar çekmeye başladım. Sabahı zor
ettikten sonra o anki doktorum Teksen Çamlıbel'i aradım.
Bize International Hospital'a gelmemizi söyledi. Kalktık
eşimle Anadolu yakasından oraya ulastık. Bize bir oda
açtılar ve suratsız bir hemşire bir alet bağladı. |
 |
Kısaca
bu ağrının doğum sancısı olmadığını söylediler ve doktorumuz
da ayak üstü muayene falan etmeden bize güle güle dedi.
Eve vardıktan 2-3 saat sonra mutfağa giderken ani bir
kanama başladı. Ev bir anda kan gölüne döndü ve o halde
ben Sayın doktorumu cepten aradım. Telefonda şöyle haykırdığımı
hatırlıyorum. "Lütfen biri bana müdahele etsin."
Doktorum ise |
| bana
(son derece sakin bir sesle) ofisine gelmemi söylüyordu.
Bir netice alamayınca tamamen kendi insiyatifimi kullanarak
yakınımdaki Acıbadem Hastanesine gittim. Girer girmez
beni derhal ameliyata alın diyerek sedyeyle ameliyathaneye
indim. Bana o anda sevgili doktorlarımız Sn. Sedat Varol
ve Sn. Arkun Hanlıoğlu müdahele etti. |
Bu
arada doktorlarla orada tanışmış olduk. Ultrason ameliyathaneye
indirildi ve bebeklerin ikisi de yaşadığından
hemen bebekler çıkartıldı. Herhalde evden çıkışımla bebeklerin
çıkışı arası 15 dk. falandır. Cem 1720 gr., Ali ise 1580
gr. olarak doğdular, apgarları ise 7-8 idi. Hikayenin
2. kısmı da burada baslıyor. 2. bebek yani Ali, altta
kalan bebek olduğu için solunum problemi nedeniye Avrupa
Hastanesi'ne nakledildi. Orada tam 45 gün yaşam mücadelesi
verdi. Respiratöre birkaç defa bağlandı. Bu arada Cem
(1. bebek) Acıbadem'de 15 gün kaldıktan sonra eve çıktı.
Ali bir mikrop almıştı ve verilen antibiyotiklere cevap
vermiyordu. Hele bir gece ondan tamamen ümidi kesmişlerdi.
|
|
| En
son bir ilaç ismi verdiler (hiç unutmam Azaktam) eşim
gece sabaha kadar aradı ve buldu. İlacı yetiştirdi. Ali
o andan itibaren düzelmeye başladı. Yavaş yavaş kilo almaya
başladı ve 15-20 gün sonra Cem'in yanına geldi. Hastaneden
çıkarken büyük acılar yaşadık. Özellikle Ali bizi çok
üzdü. O yaşadigim 45 günü ömrümün sonuna kadar unutamam.
Prematüre çocuğu olanlar bilirler kuvözde yaşam çok ilginç,
1 saat önce iyi olan bir bebek 1 saat sonra sınıra gelebiliyor.
Biz bunu Ali de sık sık yaşadık. Nakledilirken aldığı
mikrop onun inişli çıkışlı bir seyir izlemesine yol açti.
Bu da bizi mahvetti. Cem sadece 15 gün kaldı ve çıktı.
Ama Ali oradayken biz Cem'e sevinemedik bile. Çünkü kendinizi
ikize hazırlıyorsunuz ve tek bebekle kalıyorsunuz. Hiç
unutmam bir gece hastaneyi aradığımda "bebeğiniz
iyi değil, bir şey olursa size haber veririz" dediler.
İnanmak istemedim. Respiratöre birkaç defa bağlandı ve
çıktı, defalarca kan verildi. Bir gece dr.u Sn. Nazmi
Ataoğlu (ki onu bize kazandırdı) bizden bir ilaç istedi.
Yapılan antibiyogramda bu ilaç mikrobu öldürmüş. Bir Pazar
gecesiydi. Eşim arkadaşını alarak yollara düştü. Hiç bir
eczanede bulamadı. Ta Zübeyde Hanım Doğumevi'nin eczanesine
kadar geldi. Görevli kıza ilacı sordu. Evet var ama veremem
dedi. Hastaneden ilaç çıkmazmış. Çok büyük zorlukla ilacı
(Azaktam) temin ettiler. Derhal Avrupa Hast. gidip ilacı
yetiştirdiler. Ali o ilaçla hayata döndü ve 23.Mayıs'ta
yani doğduktan tam 45 gün sonra evine geldi. Ondan sonra
da yoğun bir yaşam başladı bizim için. Önce tek bakıcımız
vardı. Olmadı, bir de gececi tuttuk. Çünkü geceleri pek
uyumuyorlardı. Özellikle Ali yapılan iğneleri hatırlıyor
ve sık sık bağırarak uyanıyordu. Uyku düzensizliği yaklaşık
2 sene sürdü. Biz 2 bakıcıyla bir düzen tuttuk ve bu hep
böyle gitti. Onlar 2 aylıkken ben çalışmaya başladım.
Kendi işim olduğu için hep çalışabildim. Bu da beni çok
rahatlattı. Zaten o yüzden 3. çocuğa niyet ettik. Herkes
bize deli gözüyle bakti |
 |
ama
MehmetCan da planlanmış bir çocuktu. 19.10.1998 yılında
doğdu. İkizler, doğa onları çift yarattı diye kardeş sevgisini
yaşamamış olmalarını istemedim. Aralarında tam 2.5 yaş
fark var. Hep birlikte büyüyorlar. Tabii bizim bakıcı
sayımız zaman içerisinde 3 hatta 4'e çıktı ama şimdi ikizler
anaokulu'na başladılar ve biz son 5 yılın en düşük rakamındayız
(1). Özetlemek gerekirse daha önce de yazdigim gibi bizim
en büyük şansımız dr.umuz Sevgili Alev Fırat'in da dediği
gibi çocuklar bizi sonrasında hiç üzmediler |
Sonraki
dönemlerde herhangi bir sorun yaşamadık.Zaten çekilen
acılar ancak böyle atlatılabiliyor. Fakat ben bazı problemler
yaşar mıyız diye kendimi gizli gizli yiyordum. Bu vesileyle
bana o günleri ve onların kıymetini bir kere daha hatırlattığınız
için teşekkür ederim.
Gonca Ünal 01.09.2001
|
|
|
|