|
|
|
ERTUĞ
ERDOĞAN
|
| . |
| Ertuğ,
8 Ekim 1996'da 28 hafta 3 günlükken 900 gr. ve 36 cm.
olarak doğmuş. Annesi Hayal Erdoğan hikayesini bizlerle
paylaştı. Ertuğ'a çok yakında bir de kardeş gelecek :)
Hikayenizi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler Hayal
Hanım.. |
|
| Hayal
Hanım'a sağlıklı ve vaktinde bir doğum ile oğlu Ertuğ
ve tüm yakınlarıyla birlikte sağlık ve mutluluklar diliyorum....
17.08.2001 |
| __________________________________ |
| Hayal
Erdoğan; 31yaşında, 1 yıdır Amerikada yaşamakta, finansman
sorumlusu olarak çalışmaktadır. |
|
 |
Merhabalar,
Ben
Hayal Erdogan. 31 yasindayim ve bir yildir Amerika'da
yasiyorum. 1996 yilinda 28 haftalik dogum yaptim ve
900 gr.agirliginda, 36 cm. uzunlugunda bir oglum oldu.
Su an oglum cok saglikli ve yaklasik 5,5 ay sonra dunyaya
gelmesi beklenen bir kardesin heyecani icinde.
|
| Bende
butun erken dogum yapanlarin yasadigi gibi omrumce unutamayacagim,
belkide hayatimin en onemli olayini, oglum Ertug Erdogan'in
erken dogum hikayesini sizlerle paylasmak istedim.
Evlendikten
10 ay sonra hamile kaldigimi ogrendim. Bu planladigim
birsey degildi ama yinede cok sevindim, hemen benimsedim.
Hamileligim cok iyi gidiyordu, asermek, mide bulantisi,
yorgunluk hissi vb. bunlarin hicbirini yasamadim. Aksine
fazlasiyla enerji doluydum (Basima gelenlerden sonra
bu iyi halim keske olmasaymis diye dusundum). Fakat
diger katilimcilardan farkli olan cok onemli bir farkim
vardi ki, bence cahillikten ve iyi halden dolayi kendime
fazla guvenmekten kaynaklaniyor. Evet, ben kendime hic
dikkat etmedim, isim itibariyle yogun tempolu ve stresli
yasadim, cok hareketliydim, ustuste yolculuk yaptim
ve en onemlisi cok sigara ictim. Bunlari tek tek yaziyorumki,
herkese ibret olmali.
Saniyorum
18 hafta civarindayken ilk kez kanamam oldu. Doktorum
miktarini tesbit ettikten sonra ultrasaund incelemesine
aldi ve placentanin rahimin alt kisminda oldugunu soyledi.
Bu durumda hareketlerimi kisitlamam gerektigini (Hareketli
olusumu kendisi kesfetti), cok yorulmamam, uzanmam vs.
gerektigini soyledi. Ama soylediklerinin yeterli olmadigini
sonradan anlayacaktim. Ornegin; bu durumun cok erken
bir doguma neden olacagini, cinsel iliskiye girmemem
gerektigini ve durumun cok ciddi oldugunu beni korkutacak
kadar bilmem gerekiyormus. Cunku benim bilgim "ara
ara kanamalar olur ve sezeryanla dogum olur" un
otesinde degildi.
Bundan
sonra belirli araliklarla 3 kez kanamam oldu ama bunlar
farkliydi. Hic sancisiz, idrar coklugunda, acik renkli
kanamalardi. Hicbiri devam etmedi, hemen kesildi. En
sonunda 28+3 haftalikken uzun bir yolculuktan sonra,
ertesi gun tekrar yolculuga ciktim ve gittigim yerde
ilk kez ayak bileklerimin asiri derecede sistigini farkettim.
Sanki felaketin sinyalini veriyordu. Ayni gece eve dondum
ve isin kotu yani hala hicbir yorgunluk hissetmiyordum.
Gece yarisi kanamayla ve bu sefer asiri bir sanciyla
uyandim. Kanama bir ara durdu ve ben uykuya daldim.Sabah
uyandigimda yine gecer diye umuyordum ama yeniden basladi.
Tabi bu sefer hastaneye gittik ve mutlaka yatmam gerektigini
ogrendik. Hazirlikli olmadigim icin kabul etmedim, eve
dondum ama kanama hic durmadigi gibi dahada siddetlendigi
icin aksama dogru tekrar hastaneye bu sefer daha bitkin
gittim ve yattim.
|
 |
Iste
bundan sonra hayatimin en kotu gunlerinden biri baslamis
oldu. Karnimda olcum cihazi sirtustu yatiyordum. Bebegin
durumu gayet iyiydi, sorun sadece bendeydi, hic acilma
yoktu cunku dogum degildi. Bana asirlar gibi gelen 7-8
saatlik siddetli sancilarla kivranirken, disarida ablam
ve esim endise icinde bekliyorlardi. Arada bir ablam bana
ped getirmek icin gorundugu zaman sanki kurtariciymis
gibi |
| icimdeki
sevinci anlatamam. Bu arada kanamam hic durmuyor, artiyordu.
Bu kadar kansizliga nasil dayandim sasiyorum. Arada bir
doktor gorunuyor, kontrol ediyor ve geri gidiyordu. Birakip
gittikce sinirlerimde gerilmeye baslamisti. Artik yavas
yavas kan kaybindan olsa gerek bilincim bulanmaya baslamisti
ve usuyordum. Kanama artik buyuk parcalar halinde gelmeye
baslamisti. Ve nihayet sicak bir bosalmayla suyumunda
geldigini anlamistim. Bilincim bir gidiyor, bir geliyordu.
Konusulanlarin buyuk kismini duymuyordum. Sonunda doktor
elinde bir kagitla geldi ve yapacak bir sey kalmadi, cocugu
almak zorundayiz (dogum bile diyemiyordu), en azindan
senin hayatini kurtarmak zorundayiz, rizanin olduguna
dair burayi imzalamalisin dedi. Hic birsey dusunecek halde
degildim, gerekiyorsa alin ama esim ve ablamin haberi
olsun dedim. Meger once onlarin rizasini almislar. Yari
baygin ve titrer vaziyette adeta suruklenerek gorevliler
tarafindan ust kata ameliyathaneye goturulurken bir ara
karsimda perisan bir halde esimi gordum, caresiz bana
bakiyordu. Belliki O'da disarida buyuk acilar yasiyordu.
Tarih; 8 Ekim 1996, saat sabah 4'e geliyordu .En son hatirladigim
ameliyathanede doktor ve gorevlilerin telas icinde kosusturmalari
ve hatta tartismalari olmustu. Belliki ameliyat icin epeyce
gec kalmislardi.
Ayildigimda
perisandim. Bir turlu kendime gelemiyordum, toparlanmam
herkesten daha uzun surdu. Taburcu olacagim zamanda
sutten dolayi atesim cikti ve kolay kolay inmedi. Cocugu
hic dusunmuyordum, oldugunu saniyordum ve hala kendime
gelemedigim icin olsa gerek uzuntu bile duyamiyordum.
Taki taburcu olmadan bir gun once ameliyat eden doktor
odamin onunden gecerken beni farkedip hatir sorduktan
sonra "bebegi gordunmu" diyene dek. Cok sasirmistim,
"bebek yasiyormu?" diyebildim ve kuvezde yasam
mucadelesi verdigini ogrendim. Ardindan bebegin ihtiyaclarini
iceren bir liste getirdiklerinde O'nu gormek istedigimi
soyledim. Sadece kapidan, uzaktan baktim ve iste o andan
itibaren icimde daha once varolmayan ates yanmaya basladi.
Taburcu
olup, yavas yavas kendime gelmeye calisirken telefonla
durumunu ogreniyordum. Aksama kadar annem veya ablama
gidiyor, aksam esim gelince eve geciyordum. Annemleri
uzmemek icin normal davraniyor, gece esime sarilip agliyordum.
Bu duyguyu anlatmak mumkun degil. Sadece beklemek gerekiyor,
yapacak hic birsey yok, o kadar caresizimki, surekli
dualar ediyorum bundan baska elimden gelen birsey yok.
Kimseye belli etmiyordum ama hastaneyi aramaktan cok
korkuyordum. Ya kotu bir cevap alirsam, ya bebek oldu
veya durumu cok kotu derlerse? Hergun ablam "Ne
kadar rahatsin, cocugu arasana" diyordu ama benim
icimdeki firtinalari bilmiyordu.
|
| Artik
kendime gelmistim ve hastane hergun gormeme izin veriyordu.
Ilk kez yakindan gordugum gunu hayatim boyunca unutamam.
Kuvezde yatiyordu ama kafasi obur tarafa donuktu bu yuzden
yuzunu gorememistim. Hemsire hizla kafasini bana dogru
dondurunce "hih" diye aglamakli ses cikardi
ve burnundan serumun suyu balon olup patladi. O anda gozyaslarimi
tutamadim, icim burkuldu (Ben bu gibi seyler karsisinda
cok duygulanirim, garip bir huy iste! ). Cok kucuk oldugu
icin kimbilir ne kadar garipti ama bana cok guzel geliyordu,
hastaneye yalniz gidiyordum ve evdekilere her detayi anlatiyordum,
guzel demesem bile kilo alinca guzellesecegi belli diyordum.
Bu arada meme vermeyede baslamistim. Ilk meme emisinde
hemsireler cigliklar atip kutlamislardi. Personel oglumu
cok seviyordu, tabi oglumda onlari. |
|
| Hatta
iclerinde bir hemsire vardiki O'nun kucagina gidince adeta
mest oluyordu. Tabiki ben kiskaniyordum, oglumu saatle
goruyordum ve yabanci gibiydik, bu benim cok zoruma gidiyordu.
Bu durum 40 gun surdu, ama cocuk sadece 50 gr.almisti.
Durumu kotu degildi ama kiloda almiyordu. Nihayet 15 Kasimda
hastaneden aradilar ve cocugu alabilecegimizi soylediler.
Ablam daha cok kucuk, bakimi zor olur diye uzuluyordu
ama ben sevincten ucuyordum adeta. Ne olursa olsun artik
yanimda, kucagimda olmaliydi, cunku yasadigim o uzun gunler
beni cok yipratmisti.
Evi
adeta hastane odasina cevirdik, uc seye dikkat ettik,
sicaklik, hijyen ve beslenme. Yedigi mamanin miktarini
hergun saat saat not alip, kontrollerde doktoruna gosteriyordum,
doktoru bu kadar ince hesaba sasiriyordu. Bir taraftan
bana cesaret veriyordu, premature dogan bir kiz cocugundan
bahsetti, biraz minyon oldugunu ama cok zeki oldugunu,
premature bebeklerin digerlerine gore daha zeki olduklarini
soylemisti. Gercektende daha bebekken yasitlarina fark
atmaya baslamisti ve zekasiyla cok yerde dikkat cekiyordu.
Bu arada cama bile cikmadigim icin bunalmaya baslamistim.
Ama yinede evlat sevgisi herseyin ustundeydi.
Cocuk
tam dogum zamani olan 9 ayini, yani dogduktan sonraki
3 ayi tamamladi ve hizla kilo almaya basladi. 1 yas
civarindayken yasitlariyla arasini kapatti. Bu sure
doktoruna gore cok kisaydi, "demekki saglikli bir
cocukmus" diyordu.
Tahmin
edersinizki, Ertug ailenin gozbebegi oldu, herkes icin
yeri bambaskadir.
Simdi
Amerika'nin Newyork sehrinde yasiyoruz ve oglum bu sene
anaokuluna basliyor. Her zaman O'nun yasadigina ve saglikli
olduguna sukrediyorum, Allah O'nu bana bagisladi diyorum,
her gece doktugum gozyaslarimi, ettigim dualarimi geri
cevirmedi diye sukrediyorum. Su anda yasitlariyla arasinda
hicbir fark yok, sadece cogu cucukta oldugu gibi biraz
istah problemi var.
Simdi
16 haftalik, ikinci kez hamileyim. En buyuk temennim
bu bebegimi zamaninda dogurmak. Bunun icin oldukca dikkatli
davraniyorum.
|
 |
Bende
sizlerle, benim icin cok zor olan bir donemi paylasmak
istedim. Erken dogsun, zamaninda dogsun herkesin cocuklarina
saglik ve mutluluk ve uzun omurler dilerim.
Herkese
Sevgiler,
Hayal
Erdoğan 17.08.2001
|
|
|