|
|
| .... |
|
CEREBRAL
PALSY/SPASTİSİTE
|
|
|
| .... |
| FİZİK
TEDAVİ |
|
|
|
UYARI!
|
|
www.prematurebebegim.biz
web sayfalarındaki bilgileri hiçbir zaman doktorunuzun tıbbi deneyimi
ile mukayese etmeyiniz. Her zaman doktorunuzun önerilerine uyunuz!
|
|
|
|
|
|
|
|
EZGİ
BALMUK
|
|
|
| Ezgi,
32 haftalıkken 1030 gr. ve 38 cm. olarak dünyaya gelmiş.
Ezgi'nin hikayesi prematüre bebeklerde göz kontrolünün
zamanında yapılmasına dair çok önemli mesajlar içeriyor.
Saadet Hanım'a bu önemli paylaşımı için çok teşekkür
ederim. |
|
|
| Balmuk
ailesine sağlık ve mutluluk dolu günler diliyorum. 16.10.2003 |
| ______________________________________ |
| Saadet
Balmuk, 15.06.1981 İstanbul doğumlu. |
|
 |
Kendimi
daha hiç hazır hissetmediğim bir anda 6. haftalık anne adayı
olduğumu öğrenmiştim. Çok zordu benim için. Böyle bir sorumluluğu
alamayacağımı düşünüyordum. İlk üç ayım çok rahat geçti. Hiç
mide bulantısı veya herhangi bir kanamam olmamıştı fakat o üç
ay boyunca bir türlü içimdeki o canı kabullenememiştim. Aşırı
duygusal ve psikoljik olarak zor zamanlar geçirmiştim. Eşimin
çabalarıyla canımdaki cana alışır olmuştum. Bir de sürekli gittiğim
bir doktorum olmamıştı. Kimseye güvenip çoçuğumu ve kendimi
emanet edemiyordum. Hep en iyiyi arıyordum çünkü uyum sağlayamıyorduk..
Kontrollerine sürekli gittiğim doktor bendeki hipertansiyonu
anlayamadı malesef. |
|
Fakat belli bir süre sonra aşırı kilo alımı ve vucudumun su
toplayışı onu endişelendirmişti. Her neyse, bir müddet ona gitmemiştim
tabi bu arada çalıştığım için artık vücudum bu yorgunluğu kaldıramıyordu
ve zaten yeni gittiğim doktor hemen izine ayrılıp istirahat
etmem gerektiğini sürekli tansiyonumu kontrol ettirmemi de istemişti.
07/06/2003 akşamı aşırı derecede baş ağrım vardı ağırlaştığım
için her an bir şey olur korkusuyla annemlerde kalıyordum. Gece
03:00'e kadar uyayamadım. Eşimi uyandırıp aşırı derece başımın
ağrıdığını söyledim. Bende de sinüsit olduğundan dolayı oda
sinüsitten kaynaklanan bir baş ağrısı olduğunu düşünerekten
uyursan geçer dedi. Hep deuyuyunca geçerdi baş ağrım. Ancak
daha yastığa başımı koyduktan beş dakika sonra ağzımdan köpükler
gelmeye başlamış eşimde uyanık olduğu için sesi duyar duymaz
beni uyandırmaya çalışmış ama bir tepki vermeyince bağırıp evdekileri
uyandırmış. Hemen beni en yakın hastahaneye kaldırmışlar. Tansiyonum
o gece 25/12 olmuş ve ilk krizimi evde geçirmişim. İkinci krizi
de hastnede geçiyormuşum. Doktor "acil anneyi ameliyata
almamız gerek yoksa felçlik krizi geçirebilir çoçuğu artık unutun
anneyi kurtarmamız lazım" demiş. Her neyse doğum gerçekleşmiş
fakat biricik kızım mosmor bir halde ölü doğmuş ve 1 saat sonra
kalbi atmaya başlamış. Ben iki gün yoğun bakımda kaldım ve kızımı
beş gün sonra gördüm. onu öyle cihazlara bağlı baygın bir şekilde
yatarken görmek bir anne için en acı şeydi. 32 hatfalık 1030
gr 38 cm dünyaya gelmişti çoğu prematüre çocuk gibi onun da
solunum sıkıntısı vardı. İki hafta solunum cihazına bağlı yaşadı.
H içbir zaman iyi olacak diye birşey duymamıştık doktorlardan.
Fakat kızım büyük bir mücadele örneği göstererek 1340 gr olarak
2 ay sonra evine gönderildi. Bu süreçte her hastaneye gidişimde
kötü bir haber alır ağlayarak evimin yolunu tutardım. Sütüm
bile bu yüzden gitmişti çok üzülüyordum evladımı öyle görünce.
Hiç emzirememiştim. Onun üzüntüsü de ayrıca beni çok yıpratmıştı.
Ve daha 2 saate kalmadan ciğerine mama kaçtı. Ayağını sıkıyorduk
hiç tepki vermiyordu mosmor oldu bir anda hemen hastaneye götürdük
ve tekrar küveze konuldu. 2 hafta aynı şekilde hastanede yattı.
Ben yine üzüntüden yıkılmıştım. Eve döndüğümüzde ise bütün beyin
göz ve kulak kontrollerinin yapılması gerekiyordu. En korktuğum
gözleriydi. Beyninde hiçbir sorun yoktu, kulakları da yeterince
dışarıdaki sesi alabiliyordu, fiziksel olarak da herhangi bir
sorunu yoktu ve kızımı göz hastanesine götürdüğümde cerrahpaşaya
gelmesini ve nesi olduğunu sormamı söyleyen bir prof. kontrolunu
yaptı. Daha sonra Cerrahpaşadan randevu almıştım ve kızımı götürecektim
fakat bir öncesi kızımın solunum sıkıntısı fazlalaşınca onu
acile kaldırmak durumunda kaldık ve tekrar bebeğimizi elimizden
alıp yoğun bakıma yatırdılar. 10 günde orda yattı. Çıkmadan
bir göz doktoruna gösterdik çünkü cerrahpaşaya götürememiştim
kızımı. Oradaki doktor çoçuğun acil ameliyat olması gerektiğini
ve şu anki göz doktoruna bizi yönlerdidi. Ertesi gün kontrole
gittiğimizde kızımın artık bir gözünün göremeyeceğini ve diğer
gözünü de kaybetmek üzere olduğunu öğrendik. 24 saat içerisinde
acil ameliyata alınması gerekiyordu fakat solunum sıkıntısından
dolayı kalbi durabilirdi. Elimizden hiçbirşey gelmiyordu. Sadece
solunumun bir an önce rahatlaması ve gözünün birinin kurtulması
için ameliyata alınmasını bekliyor allaha dua ediyorduk. Herşey
yoluna girerken gözünün bir daha göremeyeceği bizi tamamiyle
yıkmıştı. Ve kızım ameliyat olup 7 gün yoğun bakımda yattıktan
sonra evine tekrar dönmüştü. Eğer Cerrahpaşaya çocuğu getirin
nesi var diye sormayın diyen o prof. doktor bana çocuğumun gözünün
kör olacağını söyleseydi biz onu o gece solunum sıkıntısından
dolayı acile bırakmaz gözü için uğraşırdık. Ne yazıkki bunları
tahmin edemediğimiz için bizim yapabileceğimiz sadece o anki
solunumunun rahatlaması ve çocuğumuzun acı çekmemesiydi. Daha
sonra da öğrendik ki acilde yattığı o 10 günlük süreçte gözüne
müdahale edilseydi kızımın şu an görmeyen gözü çok net olmasa
da ameliyatla görebilecekti. Hiç sansı yoktu yavrumun. Göz kontrollerine
sürekli gidiyoruk ama diğer gözünün de çok net görmeyeceğini
okula gidemeyeceğini de öğrenmiştik. Artık sadece şükrediyoruk
daha kötüsü olmasın diye. Hep korkardım gözünden ve korktuğum
da başıma gelmişti. Ventolin tedavisine de devam ediyorduk ama
daha hastahaneden çıkalı bir ay olmamıştı ki yine mosmor bir
şekilde ağzından köpükler gelir bir vaziyette acile götürdük.
Oksijen tedavisiyle 5 gün daha yattı hastanede ve artık ne kızım
ne ben hastaneye düşmek istemiyorduk. Onu tam avuçlarımın içinde
hissederken hep avuçalarımın içinden kaydı. Çok zor zamanlar
geçirdik. Eşim de ben de tam kazanmışken kaybetmenin ne demek
olduğunu anladık. O yüzden hep şükrettik daha kötüsü olmasın
diye. Kızımla sadece 1 ay zaman geçirebilmiştim ama herşeye
rağmen allaha bin şükür solunum sıkıntısını da atlatık. Artık
3700 gr. 51 cm ve 4,5 aylık oldu kızım. Umarım yavrum için artık
hep iyi şeyler olur. Bir daha sağlığıyla ilgili hem onun canını
yakacak hem de bizi üzecek hiçbirşey yaşamayız. |
| Hamileliğimin
ilk zamanlarında alışamadığım sana, şimdi yerine bir daha konulamayacak
o kadar büyük sevgiyle bağlıyım ki birtanem. |
Dünyanın
en mutlu annesiyim çünkü senin gibi yaşama dört elle sarılan
bir yavruya sahibim.
Seni çok seviyorum kızım..... |
| Saadet
Balmuk 16.10.2003 |
| Saadet
Hanım'a e-mail göndermek isterseniz tıklayın.... |
|
|
|
|