| Doktorum
27 Aralık tarihinde doğum tarihini saptamıştı fakat 3
Ekim günü şiddetli sancı ve kanama nedeni ile hastaneye
kaldırıldım. Gerekli müdahalelere rağmen 8 Ekim günü Melis’i
dünyaya getirdim. Daha 7 ayımı bile doldurmamıştım. Doktorum
doğum odasına girerken “bebeğiniz yaşamayabilir lütfen
hazırlıklı olun” demişti. Benim halimi tabiki tahmin
edebiliyorsunuzdur. Ama yine tahmin edebileceğiniz gibi
kızımı ilk gördüğümde hissettiğim heyecanı ve duygu yoğunluğunu
kelimelere dökmeme imkan yok. Onu, o kadar istememe rağmen
bir süre ne yazık ki kucağıma bile alamadım. O kadar masum
ve her şeyden habersizce küvezinde yatiyordu ve ben her
gün onun için sayısız dualar ediyordum; bir bebeğe sahip
olmak, daha önce tattığım bütün güzelliklerden daha güzelmiş
bunu anladım......
Herneyse,
8 Ekim günü kızımı dünyaya getirdim ve kızım o hali
ile yalnızca 1 hafta kuvözde kaldı sonra onu eve getirdik
(Doktorlar artık eve götürebilirsiniz, durumu çok iyi
demişlerdi). Bu arada belirtmeliyim kızım ilk hafta
hastanede kaldığında yalnızca sarılık geçirdi, sarılığı
tedavi ettiklerinde ise eve götürebilirsiniz dediler.
Kızım eve geldi fakat ben onu normal doğması gereken
tarihe kadar (27 Aralık) oturma odasına bile geçirmedim.
Bizim odamızı kuvöz haline getirmiştik, sürekli aynı
sıcaklıkta idi ve içeriye hiç kimseyi almıyorduk (Hiç
unutmuyorum o tarihlerde acaba benim bebeğim ne zaman
oturma odasına gelecek diye düşünürdüm).
O zamanlar yani Melis bebek iken çok güzel yerdi kilo
alımı çok iyiydi. 6 kilodan sonra Melis’in hem yemesi
azaldı hem de kilo alımı yavaşladı. Her ay düzenli olarak
kilosunu tartıyorduk ama değişen pek bir şey olmuyordu.
Durumun böyle olduğunu görünce Haziran ayında yani Melis
8 aylık iken Ankara’ya Hacettepe çocuk hastanesine geldik
ve Melis’i tepeden tirnağa muayene ettirdik ve hiçbir
sorun olmadığını gördük. Birkaç ay önce ise kilo alımının
yavaş olması nedeniyle kan ve idrar testlerini yineledik
ve tekrar bir sorun olmadığını gördük. Kısacası size
söylemek istediğim ve doktorların da bana sürekli olarak
söyledikleri tek şey “önemli olan sağlık, boy ve kilo
bakımından zamanla zaten gelişecek ve yaşıtlarına yetişecektir”.
Ben de artık buna tamamen inanıyor ve kızım sağlıklı
oldugu için sürekli şükrediyorum.
Her
neyse; Melis şimdi çok iyi, çok akıllı ve çok zeki fakat
tahmin edebileceğiniz gibi yaşıtlarına göre oldukça
minyon. Şimdi 10 kilo civarinda ve 83 cm boyunda. Fiziksel
olarak küçük olmasına rağmen yaşıtlarına göre daha erken
(yaklaşık 1.5 yaşında) rahatlıkla konuşmaya başladı.
Benim doktorumun oğlu Melis ile aynı gün dünyaya gelmişti,
fakat 4 kilo 200 gr olarak, dolayısı ile ben ve doktorum
sürekli olarak Melis ile onun oğlunu karşılaştırıyoruz.
Karşılaştırmalarımızda gördük ki Melis daima boy ve
kilo olarak geride kaldı fakat hal ve davranış olarak
hep yaşıtları gibi hatta bazen de daha önde idi. Yani
şu ana kadar Melis’le yaşadığım tek problemim, ona yemek
yedirme konusunda oldu.
Melis
bazen gayet iyi yiyor öğünlerinde. Ancak bazı dönemlerde
de oldukça iştahsız oluyor. Sürekli yeni taktikler geliştirme
konusunda baya yaratıcı olmam gerekiyor sanırım. Benim
gibi, bebeklerine yemek yedirme sorunu olan bütün annelere,
şu aralar benim kızımda baya başarılı olan ters tepki
(yani “sen yeme ben yiycem”) yönteminin oldukça işe
yaradığını söylemek istiyorum. En azından birkaç aydır
Melis’e bu şekilde yemek yediriyorum. Sizin de herhangi
bir konuda özellikle de yemek konusunda önerileriniz
olursa lütfen paylaşın.
Hepinize
sevgilerimi ve minik bebişlere de kocaman öpücüklerimi
yolluyorum....
Sevgiler...
Pelin Dal 05.04.2001
|